20 Temmuz 2011 Çarşamba

Göktekideliller


Üzerinde yaşadığımız dünya, canlı hayatı için çok özel bir biçimde inşa edilmiştir. Tesadüflerin değil, tamamen bilinçli bir düzenlemenin ürünüdür. Tüm evrene hakim olan kusursuz düzen bizi tek bir sonuca götürür: Evreni sonsuz bir güç ve akıl sahibi alemlerin Rabbi olan Allah'ın yarattığı gerçeğine...
Dünya'dan başka hiçbir gezegende korunmuş bir tavan bulunmamaktadır. Bu da Allah'ın Dünya'yı özel olarak yarattığının göstergelerindendir.
Evreni incelediğimizde sayısız düzen örnekleriyle karşılaşırız. Yaşadığımız dünya da bunlardan sadece biridir. Dünya sahip olduğu tüm özelliklerle, canlılığın sürdürülebilmesine uygun olacak şekilde son derece hassas dengeler üzerinde yaratılmıştır.
Dünya'nın Güneş'e olan uzaklığı, ekseninin yörüngesine olan eğimi, atmosferdeki dengeler, Dünya'nın kendi etrafında ve Güneş etrafındaki dönüş hızları, Dünya üzerindeki okyanusların, dağların fonksiyonları, canlıların sahip oldukları özellikler ve bunların birbirleriyle olan bağlantıları, Dünya'daki mevcut kompleks sistemlerin birkaçıdır.

1.Atmosfer


Yerküremizi çepeçevre kuşatan atmosfer, canlılığın devamı için son derece hayati işlevleri yerine getirir. Çoğu zaman atmosfer olmasa Dünya'nın nasıl bir yer olacağı düşünülmeyebilir. Eğer atmosfer olmasaydı gök taşlarının milyonlarcası dünya yüzeyine düşer ve gezegen yaşanılmaz bir hale gelirdi.
Atmosfer Dünya'ya doğru yaklaşan irili ufaklı pek çok gök taşını eriterek yok eder ve bunların yeryüzüne düşerek canlılara büyük zararlar vermesini engeller.
Atmosfer, bunun yanısıra, uzaydan gelen ve canlılar için zararlı olan ışınları da filtre eder. İşin ilginç olan yanı, atmosferin sadece zararsız orandaki ışınları, yani görünür ışık, kızıl ötesi ışınlar ve radyo dalgalarını geçirmesidir. Bunların tümü yaşam için gerekli ışınlardır. Örneğin atmosfer tarafından belirli oranda geçmesine izin verilen ultraviyole ışınları, bitkilerin fotosentez yapmaları ve dolayısıyla tüm canlıların hayatta kalmaları açısından büyük önem taşır. Güneş tarafından yayılan şiddetli ultraviyole ışınlarının büyük bölümü, atmosferin ozon tabakasında süzülür ve Dünya yüzeyine yaşam için gerekli olan az bir kısmı ulaşır.

Meteorlara Dikkat


Geçtiğimiz günlerde Dünyamız çok büyük bir tehlike atlattı. Öyle ki bu tehlike Dünyamıza hiç değmeden geçmek yerine ona çarpsaydı, büyük ihtimalle şu anda bu satırları okuma imkanı bulamayacaktınız. Bilim adamlarının bildirdiğine göre, çapı yaklaşık 100 metre olan bir göktaşı 8 Mart 2002 günü Dünya'nın çok yakınından geçti.
New Scientist adlı bilim dergisinin internet sitesinde yer alan habere göre, göktaşının Dünya'ya; Dünya'nın Ay'a olan uzaklığının sadece 1.2 katı kadar yaklaştığı tespit edildi. Bu mesafe yaklaşık 450.000 km' ye karşılık geliyor. Belki de “o kadar da yakın geçmemiş” diye düşünüyor olabilirsiniz ancak galaksiler arası mesafelerin milyonlarca ışık yılıyla ifade edildiğini düşünüp, meteorun Dünya'ya uzaklığıyla kıyas yaparsak uçsuz bucaksız evrende bu mesafenin oldukça az olduğunu daha iyi anlarız.
Diğer yandan '2002 EM7' adı verilen bu göktaşı 8 Mart günü geçmiş olmasına karşın, ancak 12 Mart günü fark edilebilmiştir. Göktaşı ilk olarak, Amerika’nın ünlü MIT (Massachussettes Teknoloji Enstitüsü) bünyesindeki Lincoln Laboratuvarı tarafından 4 günlük bir gecikmeyle fark edilmişti. Bilim adamları bu gecikmeyi, göktaşının, fark edilmesi mümkün olmayacak derecede Güneş'e yakın (87 milyon kilometre) olarak geçmiş olmasına bağlıyorlar.
İşte bu nokta, bilim adamlarını şu kaygı dolu itirafı yapmaya yöneltiyor:

3.Güneş'in Yaratılışındaki İnce Hesap


Allah Güneş’te meydana gelen nükleer reaksiyonları öyle ince hesaplamalarla ayarlamıştır ki, eğer hesapta küçük bir farklılık olsa, Güneş ya hiç var olmaz, ya da oluştuğu andan çok kısa bir süre sonra korkunç bir patlamayla yok olurdu.

Güneş, hidrojen atomlarını helyuma dönüştürür ve sahip olduğu enerjiyi meydana gelen nükleer reaksiyondan elde eder. Güneş'teki nükleer reaksiyonun ilk elementi olan hidrojen, evrendeki en basit elementtir. Çekirdeğinde sadece tek bir proton yer alır. Helyumun çekirdeğinde ise iki proton ve iki nötron bulunur. Güneş'te gerçekleşen işlem ise, dört hidrojenin birleşip bir helyum yapmasıdır. Bu işlem sırasında çok büyük bir enerji açığa çıkar. Dünya'ya gelen ısı ve ışık enerjisinin neredeyse tamamı, Güneş'in içindeki bu nükleer reaksiyonla oluşmaktadır.

Gökyüzünden Gelen Tehlike Göktaşları

Siz bu sayfanın satırlarına göz gezdirirken atmosferin üst tabakalarında bir meteor bombardımanı yaşanıyor. Her ne kadar farkında olmasanız da Dünyamız’ı çevreleyen atmosfer sayesinde büyük felaketlerden korunuyoruz.

Saniyede ortalama 40 kilometre hızla Dünyamıza yönelen meteorlar atmosfere girdikten sonra sürtünme etkisiyle yanmaya başlıyor. Bu ‘kozmik bombalar’ doğal bir kalkan görevi gören atmosfer sayesinde size ulaşmadan ‘eritiliyor’. İstatistiklere göre bu şekilde yılda ortalama 50.000 meteor atmosfer tarafından bu şekilde zararsız hale getiriliyor . (Asteroid Impact Risk: ESA Unveils Proposed Missions to Study Near Earth Objects 27 Eylül 2002: http://www. spaceref.com)
Ay Yüzeyindeki Kraterler
Dünyamızın aksine Ay'da atmosfer bulunmaz. Göktaşlarına tamamen açıktır. Ay yüzeyi çapları yer yer 40 kilometreyi bulabilen kraterlerle doludur. 

Dünyayı Koruyan Yeni Kalkan: Uzay Fırtınaları Kalkanı



Uzay çalışmaları, Dünyamız’ın ve evrenin yoktan var edilmiş olduğunu ortaya koyan yeni bilimsel keşifleri ortaya çıkarıyor. Kısa zaman önce NASA’nın uzay mekiği ile ilgili yaptığı çalışmalar sırasında Dünya’nın etrafındaki atmosferin koruyucu kalkan özelliğine sahip olduğu keşfedildi. Ayrıca atmosferin dönüşümlü bir sisteme sahip olduğu da bu çalışmalar sırasında ortaya kondu.
Bilimsel gözlemler atmosferimizin dış kısmında uzay fırtınalarının yarattığı enerjiyi bir ısı kalkanı gibi emen bir koruyucu alanın mevcut olduğunu ortaya koymuştur. Gezegenimizi çevreleyen bu kalkan tabaka elektrik yüklü gaz ya da plazma bulutu oluşturup yeryüzünde yaşamı imkansız kılabilecek uzay fırtınası enerjisinin, atmosferin daha alt katmanlarına ulaşmasını engellemekte ve bu sayede Dünya'daki yaşamın sürmesi için hayati öneme sahip olan bir görevi yerine getirmektedir.

6.Dünyadaki Dengeler


DÜNYA'NIN YARATILIŞINDAKİ DENGELER
Dünya'nın kendi etrafındaki dönüşü canlılar için en uygun hızdadır. Güneş Sistemi'ndeki diğer gezegenlere baktığımızda bunların da geceyi ve gündüzü yaşadıklarını görürüz. Ancak zaman farkları Dünya'nınkinden çok daha uzun olduğu için gündüz ve gece arasındaki sıcaklık farklılıkları da çok fazladır. Diğer gezegenlerin atmosferindeki şiddetli rüzgar hareketleri, bu dengeli dönüş sayesinde Dünya atmosferinde yaşanmaz.
Atmosferi oluşturan gazların cinsleri ve atmosfer içindeki miktarları da yalnızca insanın değil, yeryüzündeki tüm canlıların varlığı için son derece önemlidir. Atmosferdeki gazların Dünya üzerinde tam gerektiği oranlarda oluşması ve bu oranların sabit kalması da pek çok hassas dengenin birarada bulunmasıyla gerçekleşir.